
Bugün Pazar Sohbetinde konuğumuz Yazar Mehmet Kartal idi. Yazar ile yazarlık serüveni ve eseri “Yaşayan İnsan Hazineleri” hakkında konuştuk.
Merhaba Mehmet Hocam. Öncelikle kendinizden bahsedebilir misiniz?
Merhabalar…
1970 Gaziantep doğumluyum.
Babam 1972 yılında İskenderun Demir-Çelik Fabrikasında işe girdiği için ailemle birlikte Hatay Dörtyol’a göç etmiş. İlk, orta ve lise tahsilimi Dörtyol’da tamamladım. 1988 Yılında Samsun 19 Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesini kazandım ve 1993 yılında mezun oldum.
Sırası ile Giresun-Bulancak, Hatay-Hassa ve Dörtyol'da öğretmen ve idareci olarak görev yaptım.
Halen Dörtyol Süleyman Demirel Anadolu Lisesinde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni olarak çalışmaktayım.
Dergibi, Edebiyat Ortamı, Adı Yok, Hatay Temaşa ve Türk Yurdu gibi dergilerde yazılarım yayımlandı. Evli ve iki çocuk babasıyım.
Okumayı, araştırmayı, gezmeyi, spor yapmayı, yeni ve farklı insanlar tanımayı ve mekân keşiflerini seviyorum...
Hocam kitabınız “Yaşayan İnsan Hazineleri” MCK Yayınları’ndan çıktı. Edebiyat, Sanat ve Spor dünyasından 4 ünlü ile söyleşi yaptınız. Kitabınızın fikri nasıl doğdu? İsmine ve yazılmasına nasıl karar verdiniz? Kitabınızın yazma sürecinden bahseder misiniz?
Aslına bakarsanız ilk zamanlarda kitap fikrim yoktu. Yaşayan İnsan Hazineleri kitabımın yazılması fikri iki nedenden dolayı oldu.
Birincisi kitapta adı geçen kişilerle farklı dönemlerde yaptığım konuşmalar ve söyleşileri yazıya dökmüştüm. Bu yazıların bir kısmını bazı dergilerde ve sosyal medya hesaplarımda yayınladım. Çok güzel yorumlar ve geri dönüşler aldım. Birçok kişi, böyle farklı insanların burada yaşadıklarını ve böyle farklı özelliklere sahip olduklarını bilmediklerini söylediler. Dörtyol’da yaşayan eğitimci ve yazar Ali Ömer Akbulut ağabey bu çalışmalarımı kitap haline getirmemi önerdi.
İkincisi ise, beni ve birçok kişiyi etkileyen kitaptaki “İnsan Hazineleri” diye bahsettiğim kişilerin, başka kişilere de yaptıkları ve farklılıkları ile ulaşması gerektiğine inandım.
Okuyucunun bu kitaptan almasını istediğiniz mesaj nedir?
Çok güzel bir soru sordunuz doğrusu. Yaşayan İnsan Hazineleri kitabımda anlattığım Hikâyeci Necdet Ekici, Ney Yapım Ustası Ali Karayanık, Keman Yapım Ustası İsmail Kaya ve Spor Adamı Yalçın Karabulut’un her şeyden önce ortak noktası yaptıklarına saygı duymaları, sevmeleri, gönülden bağlı olmaları ve aşk ile yapmaları. Mesela Necdet Ekici hoca yaşına ve rahatsızlığına rağmen durmadan yazan ve üreten bir hikâyeci. Ali Karayanık, o kadar farklı bir insan ki. On parmağında on marifet olan birisi. İsmail Kaya çalışmanın, azmin ve başarının bir simgesi. Yalçın Karabulut ise disiplinin ve spora sevdanın bir örneği.
Ben kitapta bu kişileri anlatırken okuyucuların, bir insan isterse neleri başarabileceğini ve istediği yere nasıl gelebileceğini, tabi bunun için en önemli olan şeylerinde çalışmak, azmetmek ve yılmamak olduğunu anlatmak istedim. İsmail Kaya ile yaptığım bir söyleşide şöyle demişti. “Siz her ne olursa olsun yaptığınız işi, mesleği, uğraşıyı doğru, güzel ve düzgün şekilde yaparsanız Allah sizi istediğiniz yere ulaştırır” Bu söz beni etkilemişti. Bu herkese düstur olacak bir ifade elbette.
Yazarken zorlandığınız bölümler oldu mu?
Zorlandığım bölümler oldu mu? Aslına bakarsanız çok olmadı. Sadece ortaokuldan benim Türkçe öğretmenim olan, kendisi de çok önemli bir yazar ve hikâyeci Necdet Ekici hocam yazdıklarımı beğenir mi acaba dedim kendi kendime. Bu konuda zorlandım doğal olarak. (Kitabı okuduktan sonra çok güzel cümleler söyledi bu arada Necdet Ekici hocam)
Bu kitap hayatınızın hangi döneminde yazıldı? Kişisel hayatınızla eserin yazımı arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz?
Kitap kendi adıma orta yaş dediğimiz dönemde yazıldı. Nasip bu günlere imiş. Aslında başka kitap düşüncelerimde vardı ama bir türlü olmadı. Hikâye ve roman alanında da çalışmalarım devam ediyor bu arada.
Yukarıda kendimden bahsederken farklı ve yeni insanları tanımayı sevdiğimi söylemiştim. İşimi seven, her zaman en iyisini yapmaya çalışan, farklı çalışmalar yapan birisiyim. Çalıştığım her okulda da bu anlamda çok güzel şeyler bıraktığıma inanıyorum. İşte bu nedenle başarılı ve farklı insanları ve yaptıklarını herkesin bilmesi gerektiğine inanıyorum.
Bu kitabın cümlelerinden birini hep hatırlayacak olsanız bu hangi cümle olurdu? Sizin için özel anlamı olan bir alıntı var mı eserde?
Necdet Ekici ile onun sanat anlayışı üzerine yaptığım bir söyleşide şöyle demişti:
“Bu çağlarda insanların tenkide değil, teşvike ihtiyaçları var. Ancak şunu da unutmayalım ki, tenkidin olmadığı yerde tekâmül yoktur.”
Benim için özel bir anlamı olan alıntı değil de Ali Karayanık’ın çalışma azmi ve birçok farklı alanda bilgi ve birikimi olması.
Okuyuculardan gelen ilk tepkiler nasıl? Bu tepkiler arasında sizi en çok etkileyen hangisiydi?
Okuyuculardan gelen tepkiler genellikle olumlu ve güzel. Kitap sayesinde bu kişileri öğrendiklerini söylüyorlar. <birçok kişi ise kitaptaki kişilerle tanışmak istiyor.
Eğitimci ve yazar olan Ömer Ünal kitabı okumuş ve yazın Dörtyol’a geldiğinde kendisi ile buluştuk. Ömer, Ali Karayanık’ı çok merak ettiğini söyledi. Bir gün sonra Ali abinin yanına gittik. Yaklaşık dört saat kadar sohbet ettik. Ömer Ünal Ankara’da yaşıyor ve orada görev yapıyor. Üniversitedeki bir hocasının Unesco Türkiye sorumlusu olduğunu söyledi. Ali Karayanık’ın yaptıkları ile Unesco Kültür Mirasına aday gösterilebileceğini söyledi. Bunun için çalışmaları birlikte başlattık. Bakalım ne olacak? Merakla ve sabırsızlıkla bekliyoruz.
Yayımlanan bu eseriniz, siz de ve hayatınızda bir değişikliğe sebep oldu mu?
İnsanın ilk kitabının yayımlanması anlatılamaz bir duygu. Aynen ilk çocuğunuz olupta onu ilk kez kucağınıza alıyor gibi bir duyguya kapılıyorsunuz. İçiniz kıpır kıpır ve tarif edilemeyen bir heyecan. Her şeyden önce yazar olduk. Özellikle insanların bakış açıları değişiyor. Hele birisine kitabınızı imzalayıp vermek bambaşka bir duygu.
Sizi yazmaya motive eden şey nedir?
Okumak. Yıllarca çok okudum. Sosyoloji benim en önemli ilgi alanlarımdan biridir. İnsan ve insana ait her şeyi gözlemlemeyi çok severim. Varlığa hayretle bakmaya çalışıyorum. Bütün bunlar insanı motive eden şeyler elbette. Ayrıca eşim ve çocuklarımda yazmaya motive ederler beni.
Yazma rutinlerinizden bahsedebilir misiniz? Kaç saat yazarsınız? Yazarken belli kurallarınız var mı?
Genellikle gece saatlerinde yazarım. Çünkü kimse olmaz. Sessizlik insanı hep fraklı düşündürür. Yazacaklarımı kafamda planlarım ve sonra yavaş yavaş yazarım. Çayım mutlaka yanımda olmalı. Hafiften çalan bir türkü olur yazarken.
Eserinizin basım ve yayım sürecindeki deneyimlerinizden bahsedebilir misiniz? Yayınevi süreci nasıl geçti?
MCK Yayınlarına ulaşmak kolay oldu aslına bakarsınız. Tanıdık bir arkadaş tavsiye etti. Sonraki süreçte Yayınevi Yetkilisi Mustafa Cankurt ve Tasarımcı Yunus Günay ile tanıştık. Görüşmeler yaptık farklı zamanlarda. Yayınevi çalışanları bana çok samimi geldi. Kitabımın basım süreci de hızlıca gelişti. Gerçekten profesyonelce çalışıyorlar. Bunlar beni etkiledi elbette.
Yazarlık yolculuğunuzda sizi etkileyen yazar veya yazarlar var mı? Bunlar kimlerdir?
Şiir benim için en önemli edebi türdür. Bu nedenle benim için İsmet Özel’in yeri ben de her zaman farklıdır.
Cemil Meriç, A. Ali Ural, Mustafa Kutlu ve Ahmet Tezcan
Bir öğretmen olarak ülkemizde okuma alışkanlığı nasıl kazandırılabilir? Sizce okullar bunun için yeterli mi?
Bu çok kapsamlı bir soru. Kitap okuma sevgisi ve alışkanlığı önce ailede başlamalı. Özellikle taşrada yaşayanlar bu konuda çok şanssız. Yazarlara ve kitaplara ulaşma zor oluyor. Teşvik edilmeyen, ulaşılamayan ve yol gösterilmeyen birçok kişi var.
Okullar bu işi sadece müfredat dâhilinde yapıyor bence. Farklı projeler yapılabilir elbette. Hem yerel hem ulusal. Anadolu Mektebi gibi…
Bir de kitap fiyatları da okumaya etki ediyor kanımca.
Okuduğunuz en iyi üç kitap hangileridir?
Erbain – İsmet Özel
Mustafa Kutlu – İyiler Ölmez
Kâfirun – Ahmet Tezcan
Bir sonraki kitap projeniz nedir? Mahsuru yoksa bahsedebilir misiniz?
Meczup hikâyeleri ve Taşrada Sanat gibi çalışmalar olacak nasip olursa. Bekleyip görelim.
Kitap yazma hazırlığında olan yazarlara neler önerirsiniz? Yazma sürecinde ve öncesinde nelere dikkat etmeliler?
Gençler, çok büyük bir edebi mirasımızın olduğunun bilincinde olmalı. Edebiyat bir kabiliyet işidir. Katiyen aceleci olmamalı, yazılanlar tekrar okunmalıdır. Günlük edebi faaliyetleri ve edebiyat-sanat dergilerini takip ediniz. Kısa zamanda sonuç bekleyerek ümitsiz olmamak gerekir. Düşünmekten üşenmemek lazım.
Okurlara son cümle olarak ne söylemek istersiniz?
Bol bol okuyun. Gözlem gücü, kurgu dilimizi iyi öğrenin. Sonrası elbette gelecektir.
Teşekkür ederiz hocam.
Ben teşekkür ederim. Herkese sağlıklı, mutlu ve başarılı günler dilerim.

