
Bu haftaki “Pazar Sohbeti”nin konuğu Şair ve Yazar Behçet Arslan idi.
Merhaba Behçet Hocam. Öncelikle kendinizden bahsedebilir misiniz?
-Tabii ki memnuniyetle. 1961 Yılında Kayseri’nin Sarız kazasının Değirmentaş köyünde dünyaya geldim. İlkokulu köyümde okuduktan sonra köy imamından Kuran ve din dersleri almaya başladım. Daha sonraki zamanlarda çeşitli Kuran Kurslarında eğitimime devam ettim. Vatani görevimi yaptıktan sonra bir süre çeşitli köylerde fahri olarak imam hatiplik yaptım. Daha sonraki yıllarda imam hatiplik görevinden ayrılarak çeşitli iş kollarında çalıştım ve emekli oldum. Evli ve dört çocuk babasıyım.
Hocam, siz edebiyatın birçok dalında eserler verdiniz. Şiirler, hikâyeler, romanlar... Yazarlık serüveniniz nasıl başladı? Bize anlatır mısınız?
-Yazarlık serüvenim İlkokul yıllarında başlamıştı.
Okumayı çok seviyordum. Kitap, Gazete, Dergi elime ne geçerse okuyordum. Zamanla okuma hevesim yazma isteğine dönüştü ve şiirler yazmaya başladım. Yazdığım bütün şiirlerimi henüz basılmamış olan, “Gönül Bahçesi” adlı şiir kitabımda topladım. Şiir yazmak bende tutku haline gelmişken zamanla Edebiyatın diğer dallarına ilgi duymaya başlamıştım. Kısa hikayeler anılar yazdım ve roman yazmaya başladım.
Son kitabınız “Hoca 3” MCK Yayınları’ndan çıktı. Son eserinize geçmeden önce daha önce çıkan kitaplarınızdan detaylıca bahsedebilir misiniz? Eserlerinizin fikri nasıl doğdu? İsimlerine ve yazılmasına nasıl karar verdiniz? Kitaplarınızın yazma sürecinden bahseder misiniz?
-“Gizzik Duran Torosalar Kartalı” “Murat” “Hoca 1,Hoca 2,Hoca 3” adlarında yayımlanmış beş romanım var. Dilerseniz ilk kitabım Gizzik Duran Toroslar Kartalı kitabımdan bahsedeyim. “Gizzik Duran Toroslar Kartalı” yazdığım ilk eserimdir. Gizzik Duran,günümüzden yüz yıl önce yaşamış gerçek bir şahsiyettir. Çocukluğum onun kahramanlık hikayelerini dinleyerek geçmişti. Gizzik Duran’ı yazmaya karar verince doğruları yazmak adına kalkıp onun köyüne gitmiştim ve o tarihlerde hayatta olan oğluyla görüşmüştüm. Oğlundan aldığım bilgiler ışığında yazmıştım “Gizzik Duran Toroslar Kartalı” eserimi. “Murat” romanı,gerçek bir hikayeden yola çıkarak yazdığım ikinci romanımdır. Murat, hastane odasından çalınan bir çocuğun acı ve hüzünlü hikayesidir. “Hoca” romanları,“Hoca 1” Hoca 2” Hoca 3” olmak üzere seri bir romandır. Bu romanda Anadolu’nun ücra bir köyünde görev yapan genç bir imamın hayat hikayesi anlatılmaktadır.
Dilerseniz şimdide son kitabınız “Hoca 3”ü konuşalım. Bir seri kitabı… Fikri nasıl doğdu? Yazım sürecinden bahsedebilir misiniz?
-Tabiî ki. İlk yazdığım “Hoca” romanı okuyucular tarafından çok beğenilmiş,büyük ilgi görmüştü. Okuyucuların devamını yazmam yönünde talep ve istekleri olunca bende devamını yazmak zorunda kalmıştım
.
Okuyucunun bu kitaptan almasını istediğiniz mesaj nedir?
-Hoca romanları bir yönüyle aşk, inanç ve mücadele, diğer yönüyle adalet, töre ve vicdan ekseninde şekillenir. Bu romanlarda okuyucunun alması gereken temel mesajları şöyle özetleyebilirim; Her şartta inançlarından ve ahlaki duruşundan taviz vermemek. Vicdanlı olmak, zor zamanlarda bile inanç ve değerlerden sapmamaktır.
Yazarken zorlandığınız bölümler oldu mu?
-Çok olmuştur. Mesela Murat romanında hastanede aynı odada kalan iki kadın var. Kadınlardan Ayşe kadının bir oğlu, Genç Sultanında bir kızı olmuştur. Sultanın beşinci çocuğu da kız olunca kızını Ayşe kadının oğlu ile gizlice değiştirdiği bir sahne var, bu sahneyi yazarken gözyaşlarımı tutamadığımı hatırlıyorum. Bu ve buna benzer bir çok sahneyi yazarken çok zorlanmıştım. Birde “Hoca 3” romanında Maria ile Hocanın Mekke'de karşılaşmaları sahnesi vardı. O sahneyi de gözyaşları arasında yazmıştım.
Kitaplarınızın cümlelerinden birini hep hatırlayacak olsanız bu hangi cümle olurdu? Sizin için özel anlamı olan bir alıntı var mı eserinizde?
-Murat romanında Genç Sultanın kızını Ayşe kadının kucağına bırakırken “Mecbur kalmasaydım böyle bir şeyi asla yapmazdım. Kızım sana emanet ona iyi bak, bana hakkını helal et Ayşe teyzem” sözünün her cümlesi diyebilirim. Birde Hoca romanının final bölümünde Hocanın,“Elveda Kokarkuyu, Elveda Zeynep siz hiç unutmayacağım.” sözü ve her cümlesi benim için özel ve unutulmazlar arasındadır.
Okuyuculardan gelen ilk tepkiler nasıl? Bu tepkiler arasında sizi en çok etkileyen hangisiydi?
-Şimdiye kadar olumsuz bir tepki aldığımı hiç hatırlamıyorum. Bir çok okuyucu sade bir dil kullandığım için eserlerimi çok beğendiklerini, okurken hiç zorlanmadıklarını belirtiyorlar. Bunun yanında bazı okurlarda yarı şaka yarı ciddi bu kadar acıklı yazma okurken kitaplar ıslanıyor diyenlerde olmuştur. Osmaniye den bir Doktorun,“Gizzik Duran Toroslar Kartalı” romanını okuduktan sonra beni arayıp kitabımı büyük bir zevk ve heyecanla okuduğunu, kitabı çok beğendiğini bildirmesi ve teşekkür etmesi beni çok etkilemişti.
Yayımlanan eserleriniz, siz de ve hayatınızda bir değişikliğe sebep oldu mu?
-Evet, bir Yazar olarak daha derin bir sorumluluk hissi uyandırdı diyebilirim. Bu romanlar, sadece bir hikaye anlatma değil, aynı zamanda bir değer taşıma yükü de getirdi bana. İnsanların dini, ahlaki ve vicdani meselelerde karakterlerle empati kurması yazdığım her kelimenin okurları etkileyebileceğini düşünmeme sebep oldu. İnsanların iç dünyalarına dokunabilmenin ne kadar kıymetli olduğunu daha derinden anladım. Bilhassa Hoca romanlarını yayımlamak hem yazarlık yolculuğunda hem de kişisel hayatımda anlamlı değişikliklere sebep olduğunu söyleyebilirim.
Sizi yazmaya motive eden şey nedir?
-Kısaca, anlatma ihtiyacı, içimdekileri dile dökme arzusu diyebilirim
Yazma rutinlerinizden bahsedebilir misiniz? Kaç saat yazarsınız? Yazarken belli kurallarınız var mı?
-Belli bir kuralım yoktur. Yazı masasına oturmak için ilham gelmesini beklemem. İlham çoğu zaman yazarken gelir. Yazmaya başladığımda kendimi dünyadan ayırır romanın içine girerim. Kimi zaman birkaç satır, kimi zaman birkaç sayfa yazarım. Kimi zamanlarda tek bir kelime bile yazamadan kalktığımda olur.
Eserlerinizin basım ve yayım sürecindeki deneyimlerinizden bahsedebilir misiniz? Yayınevi süreci nasıl geçti?
- Son romanım “Hoca 3” MCK yayınlarından çıktı. Yayınevi süreci harika geçmişti. Eserimi gönderdim gerisine karışmadım. 20 gün sonra kitaplarım elimdeydi. Bu vesileyle emeklerinden dolayı Mustafa Hocama teşekkürlerimi sunuyorum.
Yazarlık yolculuğunuzda sizi etkileyen yazar veya yazarlar var mı? Bunlar kimlerdir?
-Etkisinde kaldığım şair ve yazarlar mutlaka olmuştur. Çocukluğumda Abdurrahim Karakoç ve Habip Karaaslan’ın şiir kitaplarını okumuş, müthiş etkilenmiştim. Bu iki değerli şairimizden etkilenerek şiir yazmaya başladım. Daha sonraki zamanlarda usta yazarlar Yaşar Kemal ve Hasan Nail Canat’ın kitaplarını alıp okumuştum. Bu iki usta yazardan etkilenerek roman yazmaya başlamıştım. Bu vesileyle şiir ve roman yazmama vesile olan, yolumu aydınlatan yazar ve şairlerimize Cenabı Allahtan rahmet diliyorum.
Ülkemizde okuma alışkanlığı nasıl kazandırılabilir? Sizce okullar bunun için yeterli mi?
-Ülkemizde okuma alışkanlığı meselesi sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsal bir sorundur. Okulları bu konuda yeterli görmüyorum. Bence okuma alışkanlığı okuldan çok önce evde başlamalı. Çocuklar anne babalarını kitap okurken görmeli ve onları örnek almalı. Çünkü hikayelerle büyüyen çocuklar, kitaplarla dost olurlar diye düşünüyorum.
Okuduğunuz en iyi üç kitap hangileridir?
-İnce Memed- Bir Küçücük Osmancık Vardı-Huzur Sokağı.
Bir sonraki kitap projeniz nedir? Mahsuru yoksa bahsedebilir misiniz?
-Acı ve çilelerle dolu bir göç hikayesi olan “Elveda Erzurum” adlı romanımı yazmayı düşünüyorum.
Kitap yazma hazırlığında olan yazarlara neler önerirsiniz? Yazma sürecinde ve öncesinde nelere dikkat etmeliler?
-Yazar adaylarına yazmaya başlamadan önce çokça kitap okumalarını öneriyorum. Okumak yazmanın kapısıdır diye düşünüyorum.
Okurlara son cümle olarak ne söylemek istersiniz?
-Okurlara dinimizin ilk emri olan “Oku” emrini şiar edinmelerini, sosyal medyada boşça vakit geçirmek yerine hoşça kitap okumalarını, bunun yanı sıra
çocuklarına da kitap okumaya teşvik etmelerini söylemek istiyorum.
Teşekkürler Hocam
-Ben teşekkür ederim

